Resimler
 
Karun Hazineleri PDF Yazdır E-posta

 Antik çağda Anadolu’nun batısında yer alan, güneyi Karia, kuzeyi Mysia, doğusu Frigya, batısı Ionia ve Aiolia bölgeleriyle çevrili alana Lidya denmektedir. Dünyada ilk parayı basması ve kullanması ile meşhur devrin en zengin krallığı olan Lidya’nın, Efes’ten Sus’a kadar yaptırmış olduğu Kral Yolu; Gediz (Hermos) nehrini izleyerek, Uşak ili sınırları içerisinde bulunan Güre Köyü Keromon Agora kentlerinden geçmektedir.

            Kral Lidya’dan sonra, M.Ö.546’da tahta çıkan son Lidya Kralı Kroisos ile Pers Kralı Kyros arasında yapılan savaşın sonunda Lidya Krallığı hâkimiyeti sona ermiştir. Bundan sonra bölge, İran’dan gelen Perslerin hâkimiyeti altına girmiştir. Makedonyalı olan Büyük İskender’in Anadolu seferi neticesinde, pers hâkimiyeti M.Ö 334 yılında sona ermiştir.

Büyük İskender’in ölümünden sonra, Uşak ve yöresi İskender’in önemli komutanlarından Antigon’un idaresine bırakılan topraklar içerisinde yer almıştır. Ardından Bergama Krallığı’nın idaresi altına giren Uşak ve civarı, M.Ö.189 yılında Roma Konsülü Montius’un, yani Roma İmparatorluğu hâkimiyetine geçmiştir. Kavimler Göçü nedeniyle zayıflayan Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla, Doğu Roma (Bizans)sınırları içerisine dâhil olmuştur. Uşak M.S XII. Yüzyıla kadar Bizans Devleti idaresi altında kalmıştır.

Batılı tarihçi Heredot’a göre, üç nesilin yönettiği Lidya İmparatorluğunun son nesli Mermnadlar, ülkeye yaklaşık 141 yıl egemen olmuşlar, Lidya’nın bölgede siyasi ve ekonomik yönden en önemli ülke olmasını sağlamıştır. Saray entrikaları ile ikinci nesil Heraklidler’ den imparatorluğu ele geçiren üçüncü nesil Mermnadlar, Kral Gyges ile başlar. Ardys, Sadyattes, Alyattes ile devam edip, Kroisos (Karun) ile son bulur.

M.Ö.7. yüzyılın ilk yarısında Gyges ile başlayan güçlü Lidya imparatorluğu parayı icat ederek, insanlık tarihindeki en önemli buluşlardan birini gerçekleştirmiştir. İlk çağın dünyasının ekonomik gelişimini hızlandıran bu olay tarihin akışını da değiştirmiştir. Lidya’nın ilk çağ dünyasının en zengin ülkesi durumunda olmasının en önemli sebebi Tmolos (Bozdağlar) dağlarından çıkan ve Hermos (Gediz) nehrine karışan, başkent Serdes’ten geçen Paktalos (Sart deresi) deresinin alüvyonları içerisindeki altındır.

Buradan elde edilen altın Lidya’nın kaderini belirlemiştir. Birtakım saray entrikaları ile ülkeyi ele geçiren III. neslin IV. Ve son kralı Kroisos, babası Alyattes’in ölümünden sonra M.Ö.560 yılında tahta geçmiş ve akıl almaz zenginliği sayesinde “Karun Kadar Zengin” deyimiyle ününü günümüze kadar taşımıştır.

M.Ö. 560–546 yılları arasında ülkesini yöneten bu kralın dönemine ait, Uşak ilinin 25 km batısında, Uşak-İzmir karayolu üzerinde bulunan Güre Köyü yakınlarındaki Mıdıklı, İkiztepe, Aktepe, Haylaztepe ve Harta Tepe’deki Lidya Tümülüslerinde kaçak kazılarla bulunup kaçırılan ve tekrar ülkemize geri getirilen eserlere “Karun Hazineleri” denmektedir.

Lidya döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen altın, gümüş, bronz ve mermerden meydana gelmiş olan bu hazineler, 1965–1966 ve 1967 yıllarında kaçırılmıştır. Kültür Bakanlığı bu eserleri geri getirmek amacıyla New York Metropolitan Museum of Art aleyhine dava açmış ve sonucunda eserler 1993 yılında ülkemize geri getirilmiştir. Bu eserler Uşak Müzesinde sergilenmektedir.

 Para, yüzük, küpe, kolye, broş, bilezik, enfiye ve krem kutuları gibi aksesuarların yanında kepçe, süzgü, çanak, kapak gibi çeşitli kaplardan oluşan hazinelerin üzerindeki eşsiz işçilik hayranlık uyandırmaktadır. Yapıldığı dönemin en usta elleri tarafından, umutların işlendiği parçaların ayrıntıları, paha biçilememe nedeni olarak görülmektedir.

1965 yılındaki soygunlar, Toptepe Tümülüsü’nün kaçak kazısıyla başlamıştır. Kaçak kazıları gerçekleştirenlerin ifadesine göre; mezar odasına girildiğinde, yerdeki bir gümüş testi ile çok sayıda mermer alabastron tavandan düşen bir hatıl nedeniyle tahrip olmasına karşın, hazinenin büyük bölümü ölünün yatırıldığı kline üzerinde bulunmuştur. Bu odada bulunan; İnsan kulplu gümüş oinochoe, sfenks ve altın başlı tutamaklı kepçe, tamamı altın makara, altından yapılmış içleri boş iğneli altın küpe, altından yapılmış kanatlı at şeklinde broş, meşe palamutu altın ve renkli taştan yapılma kolye, akik ve taştan yapılmış geometrik şekilli kolye, mavi renkli camdan yapılmış uçları aplike  arslanbaşı şeklinde bir çift bilezik, uçları taş boncuklu püskül şeklinde altın gerdanlık, kaçakçılar tarafından örgütlü bir biçimde uğraşan alıcılara satılmıştır.

1966 yılında Güre’de ikinci bir soygun yaşanmıştır. Güre Köyü’nün yakınında yer alan, yörede ikizce olarak adlandırılan İkiztepe Tümülüsü’nün batı yamacında düzgün bir mermer blok, bir köylü tarafından bulunur. Bu ipucunu değerlendiren ve bir yıl önceki soygunu bilen kaçakçılar İkiztepe’de kaçak kazıya başlarlar. Bir türlü mezar odasına ulaşamayan kaçak kazı ekibi jandarmaya ihbar sonucu yakalanmıştır. Operasyonlarda yakalanan kişiler çeşitli cezalara çarptırılırlar. Ama olaylar yatıştıktan sonra İkiztepe’de Gürelilerce yapılan kaçak kazı sonucunda ikinci mezar odasına da ulaşılır. Ancak, mezar hiçbir buluntuyu içermemektedir.

Daha sonraki yıllarda, aynı yörede bir başka Tümülüs Aktepe mezar odası, köylüler tarafından bulunmuştur. Tümülükte bulunan kırmızı, mavi, siyah ve yeşil renkteki duvar resimleri, bezemeli kline ayakları keskilerle parçalanarak satılmak üzere İzmir’e gönderilmiştir. Mezar odasının arka duvarı da, daha sonra üzerine sahte resimler yapılarak parçalanmış ve antikacılara satılmıştır. Sahte duvar resimlerinin satıldığının duyulması üzerine Aktepe Tümülüsü’nün mezar odasının giriş kapısının iki yanında yer alan boyalı ve volütlü parçalar yerinden çıkarılmaya çalışılır. Bunlardan biri 1987 yılına kadar bir kaçakçı tarafından saklanmış, diğeri ise kırıldığından yerinde bırakılmıştır.

Uşak ve çevresindeki Tümülüslerin soyulmasından sonra eserler, Münih, Basel ve Zürih üzerinden Amerika Birleşik Devletlerine gönderilmiştir. Geriye ise tahrip edilmiş anıtsal mezarlar ile talan edilmiş Lidya kültürü kalmıştır. 1970 yılında Metropolitan Museum of Art’a çoğu gümüş olan bir grup eser geldiğine ilişkin haberler basında yer almıştır.

           1985 yılına kadar eserleri gizleyen Metropolitan Müzesi, 1985 yılında eserleri sergiler. Teşhirde 55 eser vardır. Hazinenin geri kalanı depolarda saklıdır. Müze, sergiyle ilgili olarak “ A Greek and Roman Treasuny” adlı bir katalog yayınlar. Bu katalogda Lidya eserlerine Doğu Yunan eserleri diyerek buluntuların yerini gizlemeye çalışır. Yayın T.C Kültür Bakanlığına iletilmiştir. Bu katalogda, Uşak ve çevresindeki Tümülüslerde kaçak kazılar sonucu bulunan ve yurtdışına kaçırılan Lidya eserleri’nin bir kısmının yer aldığı görülmüştür.

 Kaçakçılık olayları sırasında ele geçirilen buluntularla, katalogdaki eserlerin benzerliğini ve bu eserlerin ülkemize ait olduğunu belirten bir mektup, 10 Haziran 1986 tarihinde Metropolitan Müze Müdürü’ne gönderilmiştir. Ancak bu mektubun cevabı olumsuz olmuştur. Mektuplaşmaların olumsuz sürmesi üzerine eserlerin geri alınması için dava açılmıştır. Dava dilekçesinde, Lidya eserleri’nin ülkemize ait olduğu, kaçak kazılarla bulunarak kaçırıldığı ve ABD’ne ilk kez 1966–1967 yıllarında girdiğini kanıtlayıcı bilgi ve belgeler yer almıştır. Dava kararı uyarınca MET depoları Bakanlığımızca seçilen bilim heyetine açılmış ve dava konusu Lidya Eserleri teşhis edilmiştir.

kim 1993’de, 60’lı yıllarda kaçak kazılarla edinilen 363 eserin ülkemize iadesi sağlanmıştır. Böyle bir antlaşmanın temeli bilimsel etiğe dayandırılmış ve Metropolitan Museum of Art’ın kaçak eserlerin ait oldukları topraklara geri verilmesi ilkesini mutlaka hukuksal bir davaya dayanmaksızın işletmesi Türkiye’nin eski eser kaçakçılığı ile uluslar arası platformda verdiği mücadelenin zaferi olmuştur.

Önce Ankara’da sergilenen hazine, 1996 yılında Kroisos’un yaşadığı topraklara gelmiş, 363 eser yanında Tümülüslerden bulunan eserlerle birlikte 450 parça hazine, Uşak Müzesi’nde sergilenmeye başlamıştır.

 

Birlik Üyeleri

  • Sample imageUşak Tarihi Uşak; tarihin bilinen en zengin ve kutsal kentlerinden
  • DenizliDenizli TarihiDenizli yöresinde tarih öncesi kültürlere de
  • Sample imageAydın TarihiAntik kentleriyle açık hava müzesi görünümünde olan

Posta Oku

Posta Oku

Anket

Sitemiz Nasıl olmuş?