|
Ulu Camii: Uşak’ta günümüze ulaşan yapılar arasında Ulu Camii, tarihi ve mimari özellikleri açısından en dikkat çekici olanıdır. Halen Küme Mahallesi’nde, belediye binasının kuzeyinde bulunan camideki, Kocasu diye anılan H. Şaban 822/Ağustos-Eylül 1419 tarihli çeşme kitabesinden, yapının Germiyan Beyi II. Yakup zamanında Kaşvid oğlu Mehmet tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Yapı, 19. yüzyılda iki kez, 1955’ten önce ve 1970 yılında ise Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından birer kez tamir edilmiştir. Ahşap minber yenidir. Camii bir büyük, altı küçük kubbelidir. Kuzey tarafındaki beş kubbeli son cemaat yeri ile bunun kıble yanındaki harimden meydana gelmektedir. Üç girişli olarak yapılan son cemaat yerindeki kapıların üzerinde birer basık kemerli dikdörtgen pencere bulunmaktadır. Dışa kapalı beş gözlü olarak dizayn edilen son cemaat yerinde her göz kenarlarında açıklık olmayan sekizgen kasnaklı, dıştan kurşunla kaplanmış küçük kubbelerle örtülmüştür. Binada kapı ve pencere kenarlarında düzgün kesme taş malzeme kullanılmış, ana yapı ise molozla inşa edilmiştir. İbadet alanı, mihrap önünde büyük bir kubbe, bunun kuzeyinde sivri beşik tonozlu kubbe ve bunların doğu ile batısındaki üçer daha küçük kurşun kaplı kubbelerle, sekizgen kasnak üzerine oturtulmuştur. Üst ve alt kısımlarında birer taş bilezik olan minarenin girişi ise caminin güneybatı köşesine yakın bir konumda bulunan bir pencere yerinden verilmiştir. Kubbelerin hepsinin içi sıvanmış ve yer yer içlerine kalem işlemeleri yapılmıştır. Büyük kubbenin alt kısmında kalem işi bir kuşak, kubbe göbeğinde de kalem işi bitkisel süslemenin dışında perde motifi bulunmaktadır. Ayaklarda, kemerlerde ve pandantiflerde görülen iri yapraklı bitkisel süslemeler barok ve ampir üslubundadır. Burma Camii: Küme mahallesinde, Ulu Cami’nin doğusunda bulunan Burma Cami’nin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bu konuda Evliya Çelebi’nin gördüğünü iddia ettiği ancak günümüze dek başka görenin olmadığı ( Bena hazel cum’ atüşşerif ve mevaziil-latif elhac Mustafa bin Hacı Hasan Gaferallahu anhu liseyyiatihi sene 980 ) kitabesine dayanılarak Hacı Mustafa Cami’nin Burma Cami olduğu savunulmuştur. Buna göre caminin inşa tarihi olarak Evliya Çelebi’nin zikrettiği H. 980/M.1572–1573 tarihini kabul edenler olduğu gibi, kesin tarihin 1570 olduğunu da ileri sürenler vardır. İddialara bakılırsa binanın yapılış tarihini 16.yüzyıl olarak belirlemek eldeki bilgiler ışığında mümkündür. Cami’nin yapımında moloz, taş, tuğla, devşirme ve beton malzeme kullanılmıştır. Farklı boyutlardaki iki kubbenin arka arkaya getirilmesiyle inşa edilen yapıda, kubbe köşelerde pandantifler üzerine oturtulmuştur. Pandantiflerin alçak yapılması, binanın iç hacminin oldukça basık ve loş bir hale bürünmesine neden olmuştur. Bu kısım alt pencerelerin yukarısına kadar son dönem çinileriyle bezenmiş, bütün kubbeler dıştan kurşunla kaplanmıştır. Yapının içindeki kalem işi süslemeler yenidir. Minare burması yivli olarak inşa edilen ve adını da bu özelliğinden alan Burma cami, planından ziyade mimarisindeki burma yivleriyle dikkat çekmektedir. Bina, kitabesinden de anlaşılacağı gibi ilk olarak H.1185/M.1771-1772’de tamir edilmiştir. Daha sonra 1922 yangınından zarar görmüş ve onarılmıştır. 1968’de dış cephesi mozaikle sıvanmış ve yağmur siperliği eklenmiştir. 1970 ve 1988’de de çeşitli tamiratlar yapılmıştır. Son olarak 2001 yılında binanın dış cephe sıvaları kazınmış ve minare elden geçirilmiştir. Çakaloz Camii: Giriş kısmının yukarısında II. Abdülhamit’e ait tuğra bulunan caminin yapılış tarihini gösteren bir kitabe yoktur. II. Abdülhamit’ in tuğrasının altında “Bismillahirrahmanirrahim” bunun altında ad bir yay biçiminde sülüsle yazılmış “Selamünaleyküm fedhuluha halidin” ibareleri yer almaktadır. Ancak binayı II. Abdülhamit yaptırmamıştır. H.1310/M.1894 senesinde yanan camiyi Sabah Mahallesi Şirket_i Hayriye’si, kubbeli ve kurşun örtülü olarak inşa ettirmiştir. Son cemaat yeri orijinal olmayan camiyi 1894 yangını sonrasında zikredilen şirket tamir ettirerek, şimdiki camiyi yaptırmıştır. Bu tarihte II. Abdülhamit dönemine rastlamaktadır. Yapılış bakımından caminin görünümü korunmaya çalışılan binada, son cemaat yeri pandantiflere oturan üç kubbe ile örtülmüş, kubbeler silindirik sütunlarla desteklenmiştir. Anıtsal bir tarzda yapılan caminin giriş kapısının iki yanında birer mihrabiye mevcuttur. Mihrabiyeler ve giriş arasındaki pencereler, kadınlar mahfili olarak değerlendirilmiştir. İçinde süsleme unsuru bulunmayan caminin üst örtüsü dıştan kiremit kaplı kırma çatı olarak inşa edilmiştir. Kaidesi çokgen olan minarenin dış yüzeyi düzgün kesme taşla kaplanmıştır. 1894 senesindeki yangın sonrasında son cemaat yeri yapımı için konulan kademe taşları ancak 1970’li yıllarda halk tarafından tamamlanmıştır. Bina, 1922 yunan yangınında tekrar zarar görmüş ve yine Sabah Mahallesi Şirket-i Hayriyesi tarafından tamir ettirilmiş, son olarak da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1981’de başlayan onarım çalışmaları1982’de tamamlanmıştır.
|