Resimler
 
Anasayfa Aydın Kültür, Sanat ve Turizm
Ören Yerleri PDF Yazdır E-posta

Nysxa:

Sultanhisar ilçesinin kuzeyindeki Malgaç Dağı eteklerinde zeytin bahçeleriyle dolu yamaçlara kurulmuş Nysxa (Nisa) antik kentinin tarihinin kaynağı, coğrafyacı Strabon’dur. Sel yatağından dolayı iki kısımdan oluşan kent Atymbra isimli eski bir yerleşmenin üzerine Selekvos Kralı I.Antiochus tarafından kurulmuş ve kralın eşinin adını almıştır. Nysxa’da yetişmiş olan Aristoteles’in kurduğu iki katlı kütüphane, Helenistik çağa ait su deposu, Roma dönemine ait stadyum ve köprü, halk meclisi ve Acharaka yolu üzerindeki şehir nekropolu görülebilecek başlıca yapı kalıntılarıdır.

Alabanda:

İsmi Karia dilinde at ve zafer anlamına gelen ALA ve BANDA sözcüklerinden oluşmuş bir Karia kentidir. Helenistik ve Roma dönemlerinden kalma kuleli sur, tiyatro, senato, halk meclisi binası, Agora ve anıt mezar görülebilecek kalıntılardandır. Ayrıca güney yönündeki Kemer Deresi üzerinde Roma yapısı bir sur kemeri uzanır.

Tralles (Tiral) :

Aydın il merkezine 1 km kadar uzaklıktadır. Kentten günümüze halk arasında “üçgöz” olarak bilinen bir yapı ve kuzeydeki tiyatroya ait bir kalıntı olan cavea gibi az sayıda eser kalmıştır. 1997 yılından itibaren burada arkeolojik kazılara başlanmış olup, Roma Dönemine ait bir hamam, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanılmış bir Arsenal yapısı ve Bizans dini yapısı açığa çıkarılmıştır.

Priene:

Çağının önemli Psikoposluk merkezi olan antik kent Priene, Milet’in kuzeyinde, dik açılarla kesişen bir geometrik düzene göre kurulmuştur. Kentin en önemli yapısı kentin tepesine kurulmuş olan Athena Tapınağıdır. Bundan başka kentin; kuzeydoğusunda bulunan ve Helenistik devirde yapıldığı belirtilen tiyatroda görülmeye değerdir.

Milet:

Yenihisar ilçesi, Balat Köyü yakınlarındadır. Milet’te ilk yerleşimin M.Ö.2000 ortalarından başlamak üzere Myken kolonisi varlığı ile görüldüğü bilinmektedir. Daha sonra Milet, Atina Kralı Kodros’un oğlu Nekus önderliğindeki İonialılar tarafından tekrar kurulmuştur. Ionia’nın en önemli şehir limanlarından birisidir. Dört limanı vardır. Ören yerinde bu dönemlerden kalma; Milet Tiyatrosu, Faustina Hamamı, agora, tören caddesi, anıtsal çeşme, gymnasium, Virgilius Capito, hamam, Türk Hamamı, Athena Tapınağı, stadium, delphinion, liman anıtı, Zeus Olympos Temenosu, buleuterion(Senato Binası),Mısır Tanrılarının Temenosu kalıntıları bulunmaktadır.

Amyzon:  
           
Aydın İli’ne bağlı Koçarlı İlçesi, Gaffarlar Köyü sınırları içindeki Amyzon, Karia kentlerindendir. Kent tarihi konusunda yalnızca yazıtlardan yararlanıyoruz. III. yüzyılda önce Ptolemaios, sonra Seleukos yandaşlığına geçen Amyzon, I.Ö. II. yüzyılın sonlarına doğru, Latmos aşağısındaki Herakleia kenti ile bir ikili anlaşma gerçekleştirdi. III. Antiokhos, I.Ö. 203'te Amyzon'a gönderdiği mesajda, kent ayrıcalıklarını onayladığını belirtmişti; Apollon ve Artemis tapınağına sığınanları koruma altına alma yetkisi de ayrıcalıklar arasındaydı. Kent surları bugün de ayaktadır ve I.Ö. 300'lerde uygulanan izodomik yöntemle örülmüştür. Apollon ve Artemis tapınağı, surlar, tonozlu yeraltı odaları ve Bizans yapısı, bugün ayakta olan yapılardandır.

Alinda:
           
Aydın İli'ne bağlı,  Karpuzlu ilçesinde bulunan Alinda, önemli Karia kentlerinden biridir. Hekatomnos'un kızı olan Ada, kardeşi Pixodaros tarafından Halikarnasos’tan kovulunca I.Ö. 340'ta Alinda'ya çekilmiş ve bu şehri kendisine başkent yapmıştır. Alinda'da bugün de ayakta kalan en önemli yapı agoradır. Akropolün güney-batı eteğinde tiyatro yer alır. Akropol'de yalnız planı belli olacak durumda iki adet tapınak temeli yer almaktadır. Kapruzlu’nun evleri arasında Karia tipi lahitler, Alinda nekropolunun şehrin güney eteğinde yoğunlaştığının belgesidir.

Harpasa:
            
Nazilli İlçesi’nin, Erenköy Köyü sınırları içindedir. Köyün sırtını dayadığı Asar tepenin üzerinde yer alır. Arkaik Devirden kalma surlarının kuzey yönündekiler hemen hemen büyük ölçüde ayakta kalmışlardır. Şehirde kesintisiz olarak oturulmuştur. Tiyatro, Helenistik Dönem özellikleri gösterir. Kent teraslar üzerine kurulmuştur. Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde iskân gördüğü buluntulardan anlaşılmaktadır. Bizans Döneminde küçülüp surlarını tepeye çeken kentte; daha sonra da oturulmuş, Osmanlı Döneminde Arpas Beyliği olarak mülkî ve askerî yönetim merkezi olmuştur. Harpasa'da kuzeye doğru uzanan tepelerin üzerindeki Tümülüsler Lydia etkisiyle yapılmıştır.

Magnesia:
             Magnesia ad Meandrum, Aydın İli, Germencik İlçesi Ortaklar Bucağına bağlı Tekin Köy sınırları içinde Ortaklar-Söke karayolu üzerinde yer almaktadır. Kent, kurulusunun anlatıldığı efsaneye ve antik kaynaklara göre Thessalia'dan gelen ve Magnetler olarak isimlendirilen bir kavim tarafından kurulmuştur. Apollon'un kehaneti ve lider Leukippos'un öncülüğünde o dönemde bir koy olan bugünkü Bafa Gölü kıyısında karaya çıkan Magnetlerin kurdukları ilk Magnesia'nin yeri kesin olarak bilinmemekle birlikte, Menderes Nehri kenarında olduğunu antik kaynaklardan öğrenmekteyiz.

Menderes'in sürekli yatak değiştirip tasması sonucu oluşan salgın hastalıklar ve Perslere karsı daha emin bir kent kurma zorunda kalmaları nedeniyle Magnetler, I.Ö. 400 yıllarında kenti bugünkü yerinde, Gümüsçay'in yanında yeniden kurmuşlardır. Helenistik Dönemde önce Seleukos, ardından Bergama Krallığı’nın hâkimiyetine giren Magnesia, Roma Döneminde önemini korumuş, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Magnesia, bir kent suru ile çevrili, yaklaşık 1,5 km. çapında bir alanı kapsayan, ızgara planlı cadde ve sokak sistemine sahip bir kentti ve Priene, Ephesos, Tralleis üçgeni arasında ticari ve stratejik açıdan önemli bir konuma gelmişti. Magnesia antik kenti fazla yıkım ve tahribata uğramamıştır. Bunda nehir taşmalarının ve Gümüş Dağı’ndan inen yağmur sularının getirdiği mil tabakasının kenti örtmesinin de payı yüksektir. Magnesia’de ilk kazılar kısa süreli bazı araştırmalardan sonra 1891 yılında Berlin Müzesi adına Carl Humann tarafından yapılmıştır. 21 ay süren bu kazılarda tiyatro, Artemis tapınağı ve sunağı, agora, Zeus tapınağı ve prytaneion kısmen ya da tamamen ortaya çıkarılmıştır. Magnesia’de bulunan eserler Paris, Berlin ve İstanbul müzelerinde sergilenmektedir. 1893 yılında sona eren kazılardan yaklaşık 100 yıl sonra, yavaş yavaş ortadan kaybolmakta olan Magnesia’de kazılara 1984 yılında Kültür Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi adına yeniden başlanmıştır. Magnesia'nin zamanımızdaki ünü antik dönem mimari Hermogenes'ten kaynaklanmaktadır. Antik Dönem yazarı mimar Vitruvius'a göre Hermogenes oktagonal pseudodipteros tapınak planını uygulayan ilk mimardır. Vitruvius, Hermogenes'in bas yapıtının Magnesia’deki Artemis Leukophryene tapınağı olduğunu söyler. Hermogenes'in tapınağı, Arkaik Döneme (I.Ö. 6 yy.) ait olan Artemis tapınağının kalıntıları üzerine Helenistik Dönemde (I.Ö. 3/2 yy.) inşa edilmiştir.

Tapınak, Ion düzeninde 8 x 15 sütunlu olup 67.50 x 40 metreyi bulan boyutlarıyla Anadolu'nun 4. büyük tapınağıdır. Tapınağın önünde "U" formlu planıyla Bergama Zeus sunağına öncülük eden bir sunak bulunmaktaydı. Sunak, yüksekliği iki insan boyuna ulasan kabartma ve heykellerle bezenmişti. Magnesia’deki diğer önemli bir yapı ise bugün toprak altında kalmış olan tiyatrodur. Magnesia tiyatrosu (I.Ö. 2 yy. sonu), Vitruvius'un verdiği genel tiyatro planına en fazla uyan ender örneklerden biridir. 100 yıl önceki kazılardan sonra yeniden toprakla örtülen diğer yapıların basında yine Hermogenes'in yaptığı varsayılan agora ve Zeus tapınağı gelmektedir. 26.000 m² lik boyutu ile döneminin en büyük çarşıları arasında yer alan agoradaki Zeus tapınağının cephesi bugün Berlin Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir. Magnesia’de bugün görülebilen diğer yapılar Roma İmparatorluk dönemi ve daha sonralarına aittir. Spor ağırlıklı bir eğitim merkezi olan gymnasion, Milet'teki Faustina hamamının küçük bir kopyası olan hamam, tiyatro ile Artemision arasında yer alan odeon, 25.000 kişilik stadion, suyolu theatron olarak adlandırılan, tiyatro planlı bitmemiş bir yapı, çarşı bazilikası, niteliği henüz bilinmeyen bir Bizans yapısı ve Artemision'u da çevreleyen Bizans suru Magnesia’de bilinen diğer yapılardır. 15. yüzyıla ait enine planlı Çerkez Musa Camii ise örenlerinin tek İslâmî yapısıdır.

Mastaura:
            
Menderes Nehri kıyısında Nysa antik kenti yakınlarında yer alan Mastaura hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz. Kent ticaret güzergâhında olup, para basma ayrıcalığına sahipti. Strabon Orthosia ile birlikte Mastaura'dan da söz etmiştir. Hıristiyanlık Döneminde Piskoposluk merkezi olup Aphesos ve Khalkedon konsüllerine katılmıştır. Bugün halk arasında "Mastavra Kale" denilen mevkide bu kente ait yazıt ve sikkeler bulunmuştur.

Myus:
             
Bafa Gölü kıyısında, Miletos'un 15 km. doğusunda, Avşar Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Strabon Myus'un Atina kralı Kodros'un oğlu Kydrelos tarafından kurulduğunu bildirilmektedir. Yine Strabon'un anlattığına göre Panionion birliğine dâhil kentlerden birisidir. Herodotos, I.Ö. 499'da Pers donanmasının Myus kenti açıklarına demirlediğini bildirmektedir. Ancak Herodotos Myus'un I.Ö. 494'teki Lade Deniz Savaşına sadece üç gemi ile katıldığını bildirmektedir. Yapılan kazılarda antik kaynaklarda adi geçen ve beyaz mermerden yapıldığı bilinen Dionysos tapınağı ortaya çıkarılmıştır. Kent üzerinde bugün Dionysos tapınağına ait parçalar, Arkaik Döneme ait sur duvarları ve Bizans kalesi kalıntıları görülmektedir.

Orthosia:
             
Aydın İli’ne bağlı Yenipazar İlçesi, Donduran Köyü sınırları içinde yer almaktadır. Antik Çağ yazarlarından Strabon Orthosia'dan Karia yerleşmesi olarak söz etmektedir. I.Ö. 7. yüzyılda Kimmerlerin saldırısına uğrayan kent, Lydia Kralı Alyattes'in Kimmerleri yenmesi sonucu bu egemenlikten kurtulup Lydialilarin eline geçen I.Ö. 6. yüzyılda ise Ionia birliğine katılır ve birçok Anadolu kenti gibi Perslerin egemenliğine girer. Kentteki önemli yapılar arasında yer alan tiyatro ve Bizans yapısı bugün de ayaktadır. Nekropol üzerinde ise iyi korunmuş durumda lahitler ve oda mezarlar kaliteli isçilik göstermektedir.

Piginda:
           
Aydın İli’ne bağlı Bozdoğan İlçesi, Çamlıdere Köyü'nün yaklaşık 7 km. kuzeyinde yer alan kent Byzantion'lu Stephanos'un bildirdiğine göre, Karia'da yer alan küçük bir yerleşmedir. Kentle ilgili bilgilerimiz hiç araştırma yapılmamış bir yerleşim olması nedeniyle sinirlidir. Üç akropolden oluşan kent üzerinde Helenistik Döneme ait surlar bugün rahatlıkla görülebilmektedir. Tiyatro ve olasılıkla Heraion olarak adlandırabileceğimiz kutsal yapı önemlidir. Kare planlı yapıda ele geçen yazitdan öğrendiğimize göre kent üzerinde Zeus Pigindenos (Pigindali Zeus) kültü ve bu külte bağlı Zeus Tapınağı yer almaktadır. Bu tapınağın yeri henüz saptanmış değildir. Ancak bunun Piginda da olduğu sanılmaktadır.

Pygela:
           
Aydın İli’ne bağlı Kuşadası İlçesi’nin kuzeyinde yer alan Pygela efsaneye göre Agamemnon'un askerleri tarafından kurulmuştur. Agamemnon'un askerlerinin bir kısmı bir çeşit hastalıktan dolayı burada bırakılmışlar ve bunlar kentin ilk halkını meydana getirmişlerdir. Strabon'un bildirdiğine göre Pygela'da Artemis Munykhia tapınağı bulunmaktadır. J. M. Cook, Pygela'da yaptığı araştırmalarda yerleşimin Protogeometrik Çağa kadar uzandığını saptamıştır. Pygela ayni zamanda Miken seramiği bulunan merkezler arasında gösterilmektedir. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan Helenistik Döneme ait surların dışında kente gelen ziyaretçilerin göreceği fazla yapı bulunmamaktadır.

Akharaka:
           
Aydın İli’ne bağlı, Sultanhisar İlçesi’nin ayni zamanda Nysa antik kentinin batısında yer almaktadır. Ufak bir yerleşim olması nedeniyle hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımız kentin adına antik kaynaklarda rastlanmaktadır. Bugün ayakta kalan yapı kalıntısı yoktur.

Panionion:
          Aydın İli’ne bağlı, Kuşadası İlçesi, Güzelçamlı beldesi yakınlarında yer almaktadır. On iki Ion kenti birliğinin toplanma yeri bilinmektedir. Bugün sur duvarları ve meclis binasının kalıntıları görülebilmektedir.

Neapolis:
          
Aydın İli’ne bağlı, Kuşadası İlçesi, Yilanciburnu mevkiinde yer alan kent Strabon'un anlattığına göre, Samos'lular Marathesion kentine karşılık, kendilerine coğrafi olarak daha yakin bulunan Neapolis'i Ephesos’lulardan almışlardır. Antik çağda bu adla anılan birçok kent vardır. Herodotos Mısır’da ve Kuzey Yunanistan'da bu adi taşıyan iki kentten bahsetmektedir. Bugün kentte ayakta kalan hiçbir yapı görülmemektedir.

Euhippe:
         
Aydın’ın merkezinde, Dalama bucağında yer alan antik yerleşimdir. Büyük Menderes'in güney kıyısındadır. Burada bir adet yazıt bulunmuştur ve bu yazıtta kentin adi geçer. Euhippe'de Helenistik ve Roma Dönemlerinde para basılmıştır.

Antiokheia:
          
Aydın İli’ne bağlı, Kuyucak İlçesi, Çiftlik Köyü'nün 500 m. doğusundadır. Çul Dağînin eteklerinde ve Dandalos Çayı’nın kıyısında Asartepe'de kurulmuş bir antik kenttir. Symmaitos ve Kranos adli iki sitenin Seleukid Kralı Antiokhos Soter'in (I.Ö. 281–261) zamanında birleştirilmesiyle kurulduğundan dolayı kent onun adini taşır. Kent hakkında Strabon'dan bilgi almaktayız. Strabon Antiokheialilarin ülkesindeki Men tapınağından bahseder. Strabon Antik Çağda bu kentte çok kaliteli incir üretildiğinden, Diotrephes isimli ünlü filozofun yine burada yetiştiğini söyler.

 

Birlik Üyeleri

  • Sample imageUşak Tarihi Uşak; tarihin bilinen en zengin ve kutsal kentlerinden
  • DenizliDenizli TarihiDenizli yöresinde tarih öncesi kültürlere de
  • Sample imageAydın TarihiAntik kentleriyle açık hava müzesi görünümünde olan

Posta Oku

Posta Oku

Anket

Sitemiz Nasıl olmuş?